Edebiyat
1 dakikalık okuma

Kavgam

Belki insanlarladır kavgam, onlardandır sızım. Bilmiyorum, neden her bahar yalnızım… Sustukları zaman, ne kadar da güzellerdi… İzin verseler avuçlarımı dudaklarına kapatır, güzelliklerini daim kılardım… Bir kez olsun hep güzel kalın diyemedim. Susun dedim, güzelliği anlamadılar. Avuçlarımı var gücümle bastırsam da bir yolunu bulup konuşacaklardı. Konuştular ve güzellik homurtuları ile yitip gitmişti. Varlığımı avuçlarıma, gözlerimi onlara kapattım ve sustum.

Güzellik sessizliğimden akıp gitmişti. Avuçlarım sanki bir şeyi saklıyormuş gibi uzun bir süre öylece kapalı kaldı…Gittiğim yerde yalnızlık olacaktı. Kaldığım yerde ise; kalabalıkların kucağında ve yetim kalmış bir tesellinin varlığı ile var olacaktım. Biraz olsun ait hissetmek adına; ruhumu, fikirlerimi, yüreğimi ve sahip olduğum bütün hissiyatı ayaklarıma zincirleyip kendimi insanlığın boğucu karanlığına bıraktım.Ne ruhumu bedenimden, ne de fikirlerimi aklımdan sökebildim.

Sökmem,  vücudumu olduğu yere yığacak ve o susmasını istediklerimle beraber, bedenimin yığıldığı dünyada aptal bir güzellik adına homurdanacaktım. Elime, boynuma, ayaklarıma zincirli değerler ile mesafe kat etmenin ne kadar anlamsız olduğunu anladım.  Yalnızca kendini bırakmak bile ilerlemeye yetiyormuş…Uzaklara bakıyorlardı. Gökyüzüne, yıldızlara, mehtaba… Hatta baktığım neredeyse her yerde birinin izine rastlıyordum.

Bakıyorlardı evet; yalnızca bakıyorlardı…“Akrep, nokta nokta rûhumu sokmuş,Mevsimden mevsime girdim böylece.Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,Fikir çilesinden büyük işkence.”

Punto: orta