“Dökülenleri topluyorum.”
arşiv · 2014 – 2019
69 yazı, yeniden eskiye doğru. Bir kelimeye dokun, mürekkep yayılsın — odaklanarak okumak için tasarlandı.
Gökyüzü gerçek bir gecenin tasviri gibi bugün. Güneşten daha çok gözümü alıyor karanlık. Perdeleri kapatıp, ışıkları söndürsem de kaçamıyorum ondan. Öyle güzel, öyle nazikçe…
Bir çocuğa karşı oyun kazanmak ancak çocuk olarak mümkün olabilirdi. Eğer karşındakini kendine gerçekten eş tutmuyorsan bir mücadeleden söz etmek anlamsız olmaz mı? Kainatta,…
İki gündür debelenip duruyorum bir boş sayfa üzerinde. Gerçekten anlamlı olarak yapabileceğim tek şeyin, küçük heveslerim uğruna kirlenmesini istemiyorum. İnsanlara olan…
Hep mi sahip olduğundan fazlasını ister insan? Sahip oldukların ne zaman yetmemeye başlar sana ey güzel insan? Dünya üzerindeki hangi şey ne kadar doyurur seni? Yaşamak için mi…
-Ne kadar garip değil mi? +Garip olan ne? -İnsanlara bir şeyleri bağıra bağıra anlatsan da, kimsenin seni duymuyor olması. Ne kadar acı değil mi? +Acı olan ne? -İnsanların…
Her kelime zihni fethetmeye yarayan küçük bir asker gibi dost. Yüreğin davul seslerinin eşliğinde, dilinden dökülünce taarruza geçen küçük zihin fatihleri. Önce seninle dün…
Bugün uzun zamandır beklediğim şey gerçekleşti. Uzun zamandır beklediğim o ıslaklık şimdi toprağın teninde ve teni gerçekten çok güzel kokuyor… Seninle konuşuyor olmamızın mutlaka…
Dur! Hazırladın kendini okumaya ama dur da dinle iki dakka. “Manyak, biz ne yapıyoruz buradağ… ” deme de dur, soluklanalım önce. Senin için çok uzun bir yoldan geldim bu sefer.…
Bugün epeyi geç oturdum masaya. Yeni ve daha neşeli versiyonumun etkisi ile bayağı orada burada takıldıktan sonra zamanın bana düşmanmış gibi geçip gittiğini fark ettim. Üzerime…
Bazen, bir sözcük yıllarca emek vererek oluşturduğun ne varsa, hepsini sallamaya başlıyor temelinden. İşte oradan sonra görebiliyorsun asıl imtihanın ne demek olduğunu.…
Belki şaşıracaksın ama bu yazımı mezdeke eşliğinde yazıyorum. Minik, neşeli tuş darbeleri ile satırlara üflemeye başladım bile can yoldaşım. Büyük bir kumar oynadım ama tuttu…
Yazmıyordum uzun zamandır. Hayatımdaki her şey bir bir anlamını yitirmeye başlayalı, uzaktan gördüğüm ne varsa burun kıvırıp ertelemeye başlamıştım. Bu nasıl bir hissizlik ki…
Blog sitemden ilk defa ayrılma kararı aldım güzel insan. Sesimi buradan da işitebileceğini bildiğimden, geriye kalanlar çok da dert değil benim için. Buranın içimi dindiren salt…
Sana hava aydınlıkken ne kadar sığ bir insan olduğumdan bahsetmemişimdir muhtemelen. Buna şahit olman adına, seninle gündüz gözü ile biraz muhabbet etmek istedim. Müsaitsindir…
Seni terapi niyetine kullanmaya karar verdim ey garip hikayem. Gittiğim her yere, peşimden beni bir süre takip eden karanlığımı da götürüyorum. Geçtiğim yollara bakarak…
Kimin yerinde olmak istiyorsun? Hayır öyle değil... Gerçekten kimin yerinde olmak istiyorsun? ... İkisi de olabilirsin. İkisisin de... (Diğer yazının linkini bu cümleye…
Sevgiden, çiçeklerden, böceklerden bahsetmek istiyorum bugün... İç açan motivasyon konuşmaları yapıp, sadece birkaç dakika bile olsun iyi hissettirmek istiyorum sana kendini. Yazı…
-Fikri bugün sen başlamak ister misin? +Utandım abiy :))-Selam göndermek istediğin biri var mı Fikri?+Alınıyorum ama abiy... Elimden geldiği kadar dokunmaya çalıştım sana.…
Madde mananın üzerinden akıp gittiği zaman başladı asıl gerçeğim. Zihin terledikçe akıyordu boyası mana yüzeyinden. Gece vakti soyundu dost. Çırılçıplak kaldı ve geceyi örttü…
+Bu surat ne ağabey? -Yazı yazacağım ciddi olmam lazım. +Bana da mı ağabey? -Çık aradan Fikri...Şu hayatta mutluluk için yaşadığını söyler herkes. Ancak çok azı para için…
"İnsan kendisinin ne olduğuyla asla uğraşmaz. Fakat aynı anda insan, hem başkalarına, hem de kendisine güzel görünmek ister. Bu nedenle insan kendisini de kendisinden gizler. Yine…
Gece oldu! Uyandın mı dost? Temizledin mi zihninin çapaklarını? Silkelen artık. Yerimizden biraz doğrulup, başlamamız gerekiyor... Hiçbir şeyin kolay olmayacağının farkındayım…
Bugün uzun zamandır beklediğim şey gerçekleşti. Uzun zamandır beklediğim o ıslaklık şimdi toprağın teninde ve teni gerçekten çok güzel kokuyor... Seninle konuşuyor olmamızın…
İki gündür debelenip duruyorum bir boş sayfa üzerinde. Gerçekten anlamlı olarak yapabileceğim tek şeyin, küçük heveslerim uğruna kirlenmesini istemiyorum dost. İnsanlara olan…
Dur! Hazırladın kendini okumaya ama dur da dinle iki dakka. "Manyak, biz ne yapıyoruz buradağ..." deme de dur, soluklanalım önce. Senin için çok uzun bir yoldan geldim bu sefer.…
(1) Yazmıyordum uzun zamandır. Hayatımdaki her şey bir bir anlamını yitirmeye başlayalı, uzaktan gördüğüm ne varsa burun kıvırıp ertelemeye başlamıştım. Bu nasıl bir hissizlik ki…
Etrafım alabildiğince park, bahçe… Betona hapsedilmiş olsa da, yeşilin tonları ile biraz olsun nefes alabiliyorum. Nefes alabileyim diye dolaşıyorum sokakları. Dolaşmazsam boş…
Bir kez olsun, gözlerin samimiyetle dokunsun satırlara. Çevreni azad et kendinden. Beni bilme ve kendini. Bir süreliğine unut bildiğin ne varsa. En azından birkaç satır süresince…
Bir sabah, zihnimde bir ses ile uyandım. Ben yaşadığım sıra o hiç istifini bozmuyordu. Başta biraz rahatsız edici olsa da, sonrasında alışmıştım. Kafamdaki binlerce soru işareti…
Belki insanlarladır kavgam, onlardandır sızım. Bilmiyorum, neden her bahar yalnızım… Sustukları zaman, ne kadar da güzellerdi… İzin verseler avuçlarımı dudaklarına kapatır,…
Sev derler hayatı, yaşamak güzeldir falan… Duyguları yaşayan insanlar için bunlar çok anlamlı sözler, biliyorum. Kendini bildiğin yerden dökülen her kelime, başkasına dokunmak…
Yazdığım bütün edebi cümleleri sildim. Biraz sadeliğe ihtiyacım vardı şimdilerde. Ciğerlerimi alabildiğince hava ile dolduruyorum. Uzun zamandır zoraki nefes alıyormuşum gibi…
Öyle ki; bütün o biyolojik süreçlerin sonrasında, ayakları ile toprağa basan bir insan canlanıyor hayalimde… Hücrenin vücuda yoğruluşu ve vücudun ruh ile anlamlı kılınışındaki…
Neden bilmiyorum ama neşeli zamanlarımı yaşayarak; hüzünlü zamanlarımı yazarak değerlendiriyorum. Gerçekten ehl-i keyf zamanlarımda oturup çiçek böcek yazmak istediğimde olmuştu…
Küllüğü yanımda getirmeyi unutmuşum. Masayı yakmamak adına sol elimi sigaraya adadım. Tek elimle yazıyorum ve gözüme sigara dumanı kaça kaça kırbaçlıyorum zihnimi bir şeyler…
Birini yazmaktan vazgeçtiğin zaman, bir daha asla aynı olamıyorsun. Bütün o saflık ve güzellik; cümlelerin öznesi olan “onu” yazabildiğin kadar kalıyor seninle… Gözlerini,…
Tamam, oturuyorum şimdi yerime. Açılsın perde de, gene samimiyetsizlik temalı bir performans izleyelim. Ben ve salondaki hiç kimse, heyecan içerisinde sizi bekliyoruz. Hadi…
Aradığım şey, ilkel bir mutluluktu. İki dudağının arasında çağ atlayacak kadar başındaydım yolun. Sıfırdan çiziyordum her şeyi. İlk insan heyecanı ile dokunuyordum varoluluşun…
Hemen çıkardım paketten bir dal. İki günde bir doldurduğum çakmakla yaktım da yaktım, doyamadım anasını satayım. Düşündüm de yok, adapte olamıyorum. Fiziksel aktivitelerimi…
Çoğu sesi kıstım. Bir kaç titreşim ve yüreğimin sesi kalana kadar bütün sesleri erittim kulağımda. Önce kalbimin ritmik sesleri kayboldu. Sonrasında ise yaşadığımın bilinci.Bütün…
Ah, söylemek istediğim o kadar çok şey var ki... Gözlerimin arkasında kelimeler, baktığım yerlerde hiçbir şey yok.Yüreğimle yazacağım; aklımın izin verdiği kadar... Beyaz bir…
Bir fincan kahve, biraz klasik müzik ve sigara eşliğinde başlıyorum bu seferki yazıma. Değil mi. Hep öyle başlanır ya yazılara... Biraz müzik çalmalıdır önce. Çalmalıdır ki,…
Artık kendimden kaçamayacağım bir yerdeyim... Görüntüler bulanık, sesler boğuk, hiç bir şeyin tadı yok. Bazen biraz tütün kokusu hissediyorum. Normal akışındaki yaşantımdan kesit…
Fikrim tüy gibi, bazen semaya yakınlaşıp; çoğu zaman çamura batıyor. Bazen semada aşka dokunup, çoğu zaman nefrette boğuluyor. Takip edemiyorum ve anlam veremiyorum çoğu zaman.…
Sebebi ne olursa olsun şu memleketi karıştıran her kimse Allah belasını versin! Yok devletimiz ( ki sonundaki -imiz eki yakın zamandan beridir kullanılmaya başlanmıştır...) neden…
Notaların her sazda aynı zuhur etmemesi gibiydi. Çevrenin de bir önemi yoktu. Toprağa atılan her tohumda aynı filizlenmiyordu çünkü. Bulmaya çalışırken kaybetmiyorduk, aynı…
Çoğunlukla iyisin; bazı geceler kötü. Deviniminin bütüne yakın bir yerinde, yeni bir senle ortaya çıkıyorsun. Çoğunlukla kötü; bazı geceler berbat. AH diyorsun! Hayat... Hayat tüm…
Pencereleri açıp uzun bir aradan sonra odanın ağır tütün kokusunu azad etmem gerekiyordu. Tütün ve oksijen ne kadar yer değiştirdi bilmiyorum. Tam doz keder almışken, birden yeter…
Büyümen gerekiyor. Doğal bir süreç bu... Engel olamadığın noktalarda, süreci sorgulamamayı ve kendini oluruna bırakmayı öğreniyorsun. Çoğu şeyin farkında olduğunu düşündüğün bir…
Bir yerde duruyor insan. Elinde sigara. Külü düştü düşecek. Dalmışım diyorsun ısısı parmaklarına değince. Silkip bütün külü, gitsin istiyorsun külle beraber diğerleri... Ciğerine…
Dokundu gene bir şeyler. Biraz rüzgar, biraz gece. Henüz hiçbir şeye vakıf olmadığım bir çağda, bütün dünyanın hüznü yüreğime doluyor. İnsanlar artık başlarını kaldırıp gökyüzüne…
O kadar yoruldum ki yaşamaktan. Dalına uzandığım bütün ağaçların, yaprak dökmesinden. Yaşamın bana dalga geçer gibi bir bakışı var ya,her neyse. Bırakıyorum artık kendimi. Hiçbir…
Hüznün soğuk dalgaları vurur şakaklarına;sen, başım ağrıyor der geçersin... Dişlerini sıkar,dudaklarını büker,avuçlarını terleyinceye kadar diğer hepsi gibi kapatırsın aleme.…
Sen sevgili... Bana herşeyini ver. İçinde yaşama dair neyin varsa, beni haykırsın. Arada bir sahip olduğum seni al benden. Öyle bir al ki, seni herşeyden çok isteyeyim. Ve özlemim…
Koşuşturmacalar arasından sıyrılsın iki kalem yazı arasında da olsa zihinlerimiz. Arınsın ki;açılsın bilincimiz. Doğanın o mükemmel senfonisi arasında tutunabildiğimiz üç-beş…
Gücünüz de,iktidarınızda,malınız da,mülkünüz de kurban olsun bir çocuğun açlıktan yaşaran gözlerine! Farelerin ağızlarından ekmek çalıyorken Dünya'nın bizden öteki…
Donuk beyinler ve diğer somut her şey arasında bir çizgide,boğulmak üzereyim. Heves,heyecan,ego,azim,hüzün,mutluluk,sevgi,aşk hepsi yerini siyaha bıraktı artık. Gözlerimi açınca…
O kadar engebe ile mücadele edemediğini anladığında... Cevap bulamazsın. C..evap yoktur. Anlam yüklemeye çalıştıkça kaybolduğun yerleri, olman gerekenler ile kıyaslamaya…
Sevdam uzanmış yüreğimin soğuk kaldırımlarında. Teni değdi diye ayaklarım şişene kadar yürüyorum yalnızlığımın sokaklarında. Miladıma çizdiğim iki pencereli ev ve doğan bir güneş…