Ey, “yürüyen uçağh” sana sesleniyorum, oku!
Neden bilmiyorum ama neşeli zamanlarımı yaşayarak; hüzünlü zamanlarımı yazarak değerlendiriyorum. Gerçekten ehl-i keyf zamanlarımda oturup çiçek böcek yazmak istediğimde olmuştu gençliğimde. Sonra her şey çok hızlı gelişti. Bir kelebeğin kanat çırpışının tasvirinden çok, tasvirlerin kanat çırparak dokunmasını seçtim zihinlere…Şu an tam da o ehl-i keyf zamanlarımdan birindeyim. Biraz yaşlandım sadece. Bir elimde kahve, diğer elimde ise sigara var.
Zihnimde ise düşünceler… “Nerenle yazıyorsun lan o zaman!” dan alıp kendi yöntemlerime taşımaya çalışıyorum sanatı. Herkeste kendimi üstün çıkaracak bir açığın peşinde koşmak yerine, kendimden bir parça bırakmak gayretindeyim. Kokuşmuş algılar ile yapılan yorumlardan zevk alıyorum. Cümlelerin çarpa çarpa açtığı kapıların ardını işte ben buyum edasıyla, dik bir duruş ile seyreden insanlardan… Kainat sahne gibi geliyor artık ve bende anlamsız rolümü oynuyorum.
Selam sana ey en zor jüri!Selam sana ey en bilge!Selam sana ey en entelektüel okuyucu!Selam sana!Biliyorum sana beğendirmek zor bir şeyi. Mazur gör beni ne olur. Yazdığım her kelimenin senin methiyelerine ihtiyacı var. Yazılardan sen çıkarsan eksik kalır biliyorsun. Beni ve ürünlerimi sensizlikle imtihan etme ne olur. Sen gene dur yeryüzünün zirvesinde, öyle bak bana. İzin ver sunayım sana acizane duygularımı. Selam olsun sana ey yazılmışların en güzeli.
Hi.Ey; “ah kibrim, oh biraz daha okşa” modunda bidi bidi gezen prematüre kişilik… Yer yüzünden senin o saçma benliğin eksilince hiçbir şey eksilmeyecek biliyor musun? Bu zamana kadar şu tatlı gezegene kazandırdığın her hangi bir ürün yok. Hatta bu hayat senin atmosfere saldığın karbondioksit olmadan daha güzel bir hale gelebilir… Belki yokluğunu müsait bir yerde bir papatya doldurur yada bir hamam böceği bilmiyorum.
Ama emin ol senin soluduğun oksijene onların daha çok ihtiyacı var. Beyin dizilimdeki 0 ve 1’ lerini seyrederken nasıl mest olduğunu biliyorum. Tekrar ediyorum ey en güzel yaratık; bir masumun, bir papatyanın rızkına kastediyorsun, etme…Düşünüyorum da, bir gün ayağın kaysa ve düşsen seni o azamete taşıyan tabureden ne olur? Ah kestiremiyorum! İşte o zaman zirveler sensiz, zirveler çaresiz, zirveler kimsesiz kalır yiğidim.
İstiyorum ki ayakların sağlam bassın. Seni 30 cm yükselten maddeye saygı duy. Sırtında gezdiğin için rahatsız ol. Değerlerin olsun ve bir kimliğin. Zihninde gezinen mavi-pembe pvc kaplı kimliğinden söz etmiyorum. Aaa evet işte o, ondan bahsediyorum ey tariflerin en güzeli…Seni tek hücreli bir organizmadan insana eviren sistem bile gurur içinde göğsünü gere gere evrimi maymun kısmında yarıda kesmiş. Tamam demiş zirvede bırakıyorum.
O bile baş yapıt olarak seni görüyor. Hayvanat bahçesinde tükürüğünü yaladığı için sevinçten deliye döndüğün maymun vardı ya utan ulan onu o hale getirdiğin için. İşte o ve yedi ceddi sana kinli. Senin güzelliğin karşısında maymundan öteye geçemedikleri, hayattaki tek gayeleri habudugu diye yiyecek ve çiftleşme olan binlerce maymun… Her hangi bir ara tür bile yok yalnızca maymun ve sen… Hiç mi için yanmadı lan sistemi bu kadar manipüle ederken…
En sevdiğin Che baskılı tişörtünü al ve sessizce git. Bütün marjinalliğini içimden takdir edeceğim kuşkun olmasın. Ama git! Hayatımın herhangi bir noktasında sen ve senin gibi kendini maymundan sonrasına zoraki atmış herhangi bir ara türle daha karşılaşmak istemiyorum. Hayatının tamamını idare ettiğin 150 kelimelik belleğinde bana dair bir şey olmasın istiyorum…Ey zihinsel evrimi prokaryot kısmında sonlardırmış güzellik sana sesleniyorum!
Siktir git hayatımdan…