Değiştim
Aradığım şey, ilkel bir mutluluktu. İki dudağının arasında çağ atlayacak kadar başındaydım yolun. Sıfırdan çiziyordum her şeyi. İlk insan heyecanı ile dokunuyordum varoluluşun satırlarına. Beni medeniyete taşımak üzre bakıyordu gözlerime. Gözyaşları ile ıslatıyordu çorak fikirlerimi; yeşertmek üzre. Bahar, gülüşündeydi. Ağustostu teni ve elleri kış; hatırlıyorum… İnimden çıktığım ilk anda dokundu ve ben, mevsimleri onunla tanıdım…
Hatırlıyorum da, zordu be ilk işittiğim. Sesiyle bozmuştu sessizliğimi. Yumuşak tınısı ile kulaklarımdan akıp gitti ruhuma. İnsana ait olabileceği bilincinden uzakken, uzun bir süre doğaya methiyeler dizdim de; inimden çıktığı ilk anda dokundu…Aradığım şey, ilkel bir mutluluktu. Baktığı yerde belirmişti hayat. Yoğrulmamış zihnim ile oyaladım kendimi, can verdiği her santimde. Yemek için yaşarken; yaşamak için sevmeye sürükleniyordu cahil benliğim.
Haddinden fazla yüklediği anlamın altında kırılıyordu kemiklerim. Onun dünyasında çatal,bıçak tutacak yeteneğim bile yoktu… Fethettiğim o anlamsız mesafelerin hıncını çıkarıyordu tabiat. Sarmaşıklar ayaklarıma, ellerime dolanıyordu ve canlılar yuva yapıyordu bedenime. Karıştığım her an, biraz daha uzaklaşmıştım. Doğa beni kendi düşün seviyesine çekiyordu. Bütün duygulardan münezzeh, hareket edecek yerim kalmamıştı ve tam nefes almayı unutacakken çevirmişti bakışlarını başka yere…
Hatırlıyorum da, zordu be ilk seviştiğim. Teniyle bulmuştum masumiyeti. Ağaç kabuğu kemiren benliğime dokunmuştu zerafet. Sessizdi tabiat ve o, antik bir cisme karışıyordu. Derim çekiliyordu bedenimden. Kendinden kopardıkları ile çevirebilmiştim başımı gökyüzüne. O bende; ben, teninde bitmiştim. Medeniyete çıkarmıştı başını narin bir filiz. O bende; ben, bir güzellikte bitmiştim…Aradığım şey, ilkel bir mutluluktu. Belirdiğim yerde bitmişti hayat.
Kuru yapraklar arasında buldum kendimi. Hangi mevsimdi hatırlamıyorum. Canı çekilmişti doğanın. Uzaklar sabitti; ben, değişmiştim! Yeryüzü ufkum kadardı ve can çekişiyordu. Başımı çevirdim ufka. Uzaklarda bir yerlerde aynı kalan şeyler vardı. Ben değişmiştim! Uzun bir süre sonra dokundu gözlerim yıldızlara. Aradığım ilkel bir mutluluktu; ama ben, değişmiştim… Bir iki papatyanın seyri kadardı ilkel mutluluğum. Ufkum gökyüzü kadardı.
Geçmiş zamanında geçmişine uzuyor satırlar. Uzadıkça bulabiliyorum çizdiğim ilk insanı. Çizdikçe ilerliyorum yazılmamış tarihimde… Bir iki gök gürlemesi ve yabaninin sesinden sonra başladı her şey… Birkaç dakikalık tınıdan azdı tarihim. Yerli kabilelerin tutuculuğu kadar ilerledim bu güne. Değiştim…